Yetişkinlerde okul korkusu :p

Sevgili Atlasparem, Düne kadar yediğin içtiğin, altına yaptığın yapmadığın, düştüğün kalktığın, dediğin demediğin derken güle oynaya birlikte büyüyorduk. Tabi biz bu konularda da kafaya takacak bi dünya konu, doktora – google’a – eşe dosta soracak bi milyon soru yine buluyorduk, ne de olsa ilgili ve yaratıcı ebeveynleriz. Lakin artık 2,5 yaşına geldin ve daha sofistike dertler kapıyı çalmaya başladı. (Deyimlere takılma, dertler kapı çalmaz, o lafın gelişi) Şimdi artık senin de okullu olma, sınıfları doldurma kısmetse bizim de sevinçliyiz hepimiz deme zamanımız. Gel gör ki o işler öyle kolay değil. Hanemizin fahri Milli Eğitim Bakanı olan annen önce uzun uzun araştırdı şimdi de müstakbel eğitim yuvaları ile görüşmelere başladı. Doğal liderimiz elini attığı her konuda olduğu gibi elbette bu konuda da senin en yüksek hayrın için muvaffak olacak. Annen ve benim akademik geçmişimiz değerlendirildiğinde, zaten bu konuda onun insiyatif alması bile şimdiden senin çıkarların açısından en iyi olan şey – inan bana. Her ne kadar beni “okeye dördüncü olmakla” suçlayan satır

read more Yetişkinlerde okul korkusu :p

Öcü Dediğimiz Meğer İnsanmış

Çocuğun olana kadar, çocukluğunda dinlediğin masallarla arayı açıyorsun. Çocuğun olunca o masallar pantolonunun cebinde unutup bulduğun para misalı yüzünü güldürüyor. Al onları bozdur bozdur anlat, çocuk mutlu sen mutlu. Lakin anlattığın şeyleri yetişkin kulağınla sen de duyunca için bi ürperiyor. İçinde bu kadar şiddet, ölüm, aldatmaca dolu şeyleri biz çocukken nasıl dinlemişiz diye şaşırırken bi yandan da bunu kendi çocuğuna anlatıp travma otobanında sol şeridi kapatıyor gibi hissediyorsun. Andersen olsun Grimm Kardeşler olsun travmatik olma konusunda hep Kemalettin Tuğcu ( bkz. Kemalettin Tuğcu) ile kapışır eserlere imza atmışlar. Neyse, derken fark ediyorsunki yıl 2016 olmuş yaşadığın dünyada herkesin gücü çocuklara yetiyor. Cadıya, kurda, canavara, gulyabaniye filan hasret kalmışsın zira hiç değilse bunların hakkından gelmek mümkün. Oysa istismarcısı, katili, dayakçısı filan bunlar el ele vermiş halay çekiyor. Gördüğünden, duyduğundan, okuduğundan harap düşmüşsün ama yetmemiş bitmemiş. Öcü diye bellediğimiz gizemli yaratık aslında bildiğin insanmış ve o masallar da aslında daha biz çocukken kulağımıza küpe olup bizi insanın şerrinden korumak için mühim vazifedelermiş. Belliki bu insan denen

read more Öcü Dediğimiz Meğer İnsanmış

Sırtımı Sev…

Atlascık, Uyumak istemiyorsun biliyorum. Günde birkaç saat beraberiz onu da uykuya kurban etmek   zaman kaybı geliyor, anlıyorum. Masalları uç uca ekletiyorsun. Kırmızı başlıklı kız, karlar kraliçesi, rapunzel, pamuk prenses ve yedi cüceler derken repertuar bitiyor uydurmaya başlıyorum. Babam beni bremen mızıkacıları ile büyüttü, tek bir masal ama işte o anlattığı için sorun değil olsun varsın. Derken sırtımı sev, saçımı sev diye sayıklamaya başlıyorsun. İşte orda film kopuyor. Genetik herhalde diye düşünüyorum. Amcanla dedenin önünde uzanıp sırayla sırtımızı sevdirmeye çalışmamız aklıma geliyor. Benim sırtımı severken abimin saçını okşasa sonra benim saçım onun sırtı diye devam etse… Doyulacak gibi değil, eli üstümüzde kalsa öyle yaşar giderdik. Maksat uyumayalım, maksat zaman geçmesin, maksat hiç ayrılamayalım. İnşallah da öyle olsun, 20 gün oldu, dedenin uyanmasını bekliyoruz, inşallah da uyanacak. Daha senin sırtın senin saçın var sevilecek, ha tabi bir de bremen mızıkacılarını ondan dinlemen lazım…

Kurt mu Kuzu mu?

IMG_5088_Fotor_Fotor

Atlasparem,

Dilimizi öğrenmek konusundaki gayretin bizi büyülüyor. Kelimeler, cümleler, sorular derken epey yol kat ettik. Birkaç tane de sesli harf satın alsan yakında kuantum fiziği konuşmaya başlayacağız. Buraya kadar herşey iyi güzel de konuşmaya başladıktan sonra içinden çıkan “küçük Emrah” konusu bizi biraz düşündürmeye başladı. Nasıl derler bilmiyorum ama acaba acılardan beslenmek, dram sevici olmak için biraz küçük değil misin? O bir iki tel kaşını büzüp içli içli konuşman acaba normal mi?

Sevgili okur,

Aylar önce kendi minik masasından düştü Atlas, şükür bişi olmadı ama her akşam eve gelip “oğlum bugün ne yaptın?” diye sorunca  “Maşaaadan düstüm biliyor musun?” diyor çocuk. Bunu öyle bir söylüyor ki, o masayı bul ve yak, bilemedin parçala. Oğlum “o çok önce oldu ama” deyince ikinci dramatik anı fırlıyor “başıma abajur düstü”. Evet düştü, altına girip kordonunu çekince abajur üstüne düştü ama onun da var yine bir iki ayı. “O değil de tiyatroya mı gittik biz?” diyorsun Kırmızı Başlıklı Kızdaki kurtu kast edip “hain kurttan korktum biraz” diyor. Başka birşey anlat diyorsun “doktorda biraz ağladım, üzüldüm” diyor. Velhasıl çocuktan alıyoruz haberi ama hakkaten, iyi haberden güzel haber olmazı  doğrular şekilde çocuk iyi bir olay anlatmıyor, yer gök acı ve her olayda gözyaşı…

“Nereyaa didiyorsun?” diye soruyor her sabah, “işe” diyorum “Ağnnne de dideeeecek mi?” diye yapıştırıyor ki sıkıysa “evet” de. Bana kızarsa beni özlememiş oluyor, anneye kızarsa “anne gelmesin” diyor. Olur da birşeye “hayır” desek ya da “dur” filan, alt dudak başlıyor titremeye peşine gözyaşları oluyor fırtına deresi…

Haliyle kitlendik “bu çoçuk içli mi biraz?” diye. Boş zamanlarında resim yapıyor, kitap konusunda nerdeyse Rus klasiklerine geldik (Ruslarla durum malum, o yüzden şimdilik Suç ve Ceza’yı bekletiyoruz), arkadaşlarıyla oynamayı değil onları gözlemeyi seviyor, müzik oyun grubuna gittik, fazla gürültülü buldu bi gerildi istemedi bir daha (sese tahammülü yok). Geçenlerde bir arkadaşıyla oynarken çocuk ağlamış, bizimki bir hafta “o üzüldü, aaaladı biliyomusun” diye dolandı durdu.

Özetle,”kuzucuk” diye sevip duruyoruz oğlan hakkaten kuzu oldu sanki. Yani düşününce aslında fena da değil bu durum, sakin sakin yaşıyoruz ama kuzu mu yetiştirmeli yoksa biraz kurt mu katmalı hamuruna diye kasıyor insan. Sizlerde durum ne?

Soydan

 

 

 

Ne yazayım?

original“Bir baba ve oğul birlikte büyüyor” diyerek yazmaya başlıyorsun çünkü yaşadıklarını paylaşmanın heyecanı var.

Birlikte büyümeye dair hikayelerin güzelliği birlikte yaşamaktan geliyor.

Bu ülkede artık her gün, çocuklarıyla birlikte büyüyemeyecek babaların hikayeleri anlatılıyor.

Sen işe gitmek için çocuğunla vedalaşmaya kıyamazken,  o babaların dünya güzeli çocukları küçücük kollarıyla saramadıkları tabutları kalpleriyle kucaklıyor.

Analarının babalarının kokularına doyamadığı Mehmetler memleketlerine dönüyor ama bu sefer davul yok zurna yok. Onların evlerinde de bir daha mutluluğa yer yok.

Ne düşüneceğimi bilemiyorum…

Sebep olandan da çözüm olmayandan da Allah en ağır şekilde hesap sorsun…

Başka ne yazayım?

O işgüzar babam mı?

oib

Atlas Merhaba,

Son zamanlarda kahramanı olmaktan utandığım bir iki olayı anlatayım da babana biraz gül bakalım. İlkokulda hayat bilgisi dersinde Okumaya devam et “O işgüzar babam mı?”

Bir Doğum Günüm Daha…

Yılını hatırlamıyorum ama 1980 filan herhalde...
Yılını hatırlamıyorum ama 1980 filan herhalde…

Sevgili Atlas,

26 Haziran’a sayılı birkaç saat var. Senin dünya üzerindeki 20 ayına karşılık benim hikayem başlayalı 444 ay olmuş. İkimizin de ayın 26’sında doğmuş olmamız ne güzel tesadüf, yani benim hoşuma gidiyor. Doğum tarihini dövme olarak taşıyorum biliyor musun, bu da çok hoşuma gidiyor. Sana dair başka dövmelerim de olsun istiyorum ama annen bu dövme işininden bu biraz sıkıldı, o yüzden biraz bekliyorum. Geçenlerde sana doğum günleri hakkında ne düşündüğümü uzun uzun yazmıştım o yüzden işin o kısımını hızlı geçelim. Aslında aklımda çok net birşeyler yok, 37 olmadan önceki birkaç saatte aklımdan geçenleri dağınık da olsa aktarmak istedim sanırım.

Okumaya devam et “Bir Doğum Günüm Daha…”

2. Geleneksel Babalar Günüm

FullSizeRender_Fotor
Atlasparemiz 2 günlük…

Atlasparem,

Hayatım boyunca özel gün kutlamalarından pek haz etmedim. En sevimsiz özel gün hangisi dersen doğum günüm açık ara ipi göğüsler ki bunda, 8. sınıfta yaptığım doğum günü partime geleceklerini söylemelerine rağmen bir tanesi bile gelmeyen arkadaşlarımın (!!) rolü büyüktür hatta sadece onların rolü vardır. (Arya Stark gibi listem var, hepinizi hala hatırlıyorum olum!)

Okumaya devam et “2. Geleneksel Babalar Günüm”

Atlas hangi şarkıyı istiyor? Azzz sonra!

Bazen Atlas’ın istediği doğru şarkıyı bulmak için Tabu oynuyoruz ( gibi ) – işte bu sabahtan olay görüntüler 🙂